Gözden Kaçırmayın

Muş'ta Aile Hekimlerine Ruh Sağlığı Eğitimi VerildiMuş'ta Aile Hekimlerine Ruh Sağlığı Eğitimi Verildi

Plastik Su Şişelerinde Kimyasal Alarmı


Ghent Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışma, plastik su şişelerinin, cam şişelere kıyasla daha fazla endokrin bozucu kimyasal içerdiğini ortaya koydu. Belçika'da satılan 37 farklı marka su üzerinde yapılan analizler, tüketicilerin sağlığı açısından endişe verici sonuçlar içeriyor.


37 Markada 17 Farklı Zararlı Kimyasal Bulundu


Araştırmada incelenen plastik şişelerde, hormon sistemine müdahale edebilen 17 farklı endokrin bozucu kimyasal tespit edildi. Bu maddeler, vücudun doğal hormon dengesini bozarak çeşitli sağlık sorunlarına yol açma potansiyeli taşıyor. Çalışma, cam ambalajlı sularda bu kimyasalların seviyesinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu gösterdi.


Şaşırtıcı Bulgu: Fiyat Arttıkça Risk de Artıyor


Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise, daha yüksek fiyatlı plastik şişe sularında, ftalat adı verilen endokrin bozucu kimyasalların seviyesinin daha yüksek ölçülmesi oldu. Bu durum, tüketicilerin daha pahalı ürünlerin daha güvenli olduğu yönündeki algısını sorgulatıyor.


Ftalatlar, plastikleri daha esnek hale getirmek için kullanılan ve özellikle uzun süreli maruziyette sağlık riski oluşturabilen kimyasallardır. Araştırmacılar, bu kimyasalların şişeden suya geçiş yapabildiğini belirtiyor.


Cam Ambalaj Öne Çıkıyor


Çalışmanın bulguları, cam ambalajın kimyasal geçiş riskini azaltmada daha güvenli bir alternatif olabileceğini gösteriyor. Cam, inert bir malzeme olduğu için içindeki sıvıya kimyasal bulaşma olasılığı plastiğe göre çok daha düşük.


Uzmanlar, tüketicilerin sağlıklı su tüketimi konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgularken, özellikle:



    • Cam şişelerde satılan suların tercih edilmesini,

    • Plastik şişelerin güneş ışığına veya sıcağa maruz bırakılmamasını,

    • Uzun süre depolanmış plastik şişe suların tüketiminde daha temkinli davranılmasını öneriyor.


Bu araştırma, günlük hayatta sıklıkla tüketilen bir ürünün ambalaj kaynaklı potansiyel risklerini bilimsel verilerle gözler önüne sererek, hem tüketici tercihlerini hem de sektör standartlarını yeniden düşünmeye çağırıyor.